Bir ilişkideki en cesur soruyu söylüyorum şimdi. “Ben bu ilişkideki kendimi seviyor muyum?” Bir ilişki içindeyken hep şu soruları sorarız: “Beni seviyor mu? Ben onu seviyor muyum?” Ama aslında hep gözden kaçırdığımız ve bence en önemli olan bir ilişkideki kendi halimizdir. Daha huzurlu muyum? Güvende miyim? Çoğalıyor muyum daralıyor muyum? Kendimi ifade edebiliyor muyum yoksa…
Çok küçük yaştan itibaren ‘şu an güvendeyim’ hissinin yaşamamanın verdiği yükü ancak yaşayan bilir. Sırtını hiç düşünmeden birine yaslayabilmek.. Ne büyük bir lüks. Sadece eşten sevgililikten bahsetmiyorum. Birine.. Ailen, arkadaşın, sevdiğin biri.. Bunun nasıl bir lüks olduğunu ancak hayatında buna sahip olmamış insanlar anlar. Benim kendimi kendimden başka bırakabileceğim kimse yok mesela. Ve bir yaşa…
Bir söz var illa görmüşsünüzdür sosyal medyada. “Beni arkadaş olarak kaybettin diye düşman olarak kazandın sanma. Hala çiçek açmanı istiyorum sadece benim bahçemde değil.” Hayatta kimseye düşman olmam. Kimse hakkında artık görüşmüyoruz diye kötülük dilemem. Bana kötülük etmiş olsa bile. Yani en fazla iyi birşey de dilemem işte. Bazen insanoğlu nefsim ile aklından inşallah o…
Kendimi bildim bileli arkadaşlıklarımı ya da romantik ilişkilerimi düşündüğümde gerçekten ben hep çok veren, dünyanın en kolay insanı, en açık şeffaf anlaşılmayı beklemeyen, hep her zaman müsait olan, hep her zaman herşeyi çözen insanıyımdır. Kolay ve veren biri olarak insanların hayatlarında bir yerim olmasını sağlamışımdır. Kolay olmayı kendimce içimden gelen bu zorla yapmıyorum ki diye…
Bir saattir bir kafede oturmuş korkularımdan yalnızlık korkumdan yazıyordum. Az önce bir hata ile hepsini sildim 🙂 Evden kendimi regüle etmek için kaçtım. Ayrılıktan beri beynimde en derinde sakladığım bir korkumun düğmesine basılmış gibi eve girdiğim andan itibaren öyle bir korkuyla yaşıyorum ki.. Sürekli deprem oluyormuş gibi geliyor. Bir ses duyduğumda evdeki eşyaların genleşme sesini…
Bu site benim 20’li yaşlarımdan beri hayal ettiğim bir şeydi. Ulaşılmaz değildi ancak benim sürdürebilir düzende bir hayatım yoktu. 31’ime yaklaşık 1 ay kalmışken yeniden deniyorum sayısını bilmediğim seferinci kez, yeniden… Zor bir çocukluk, ergenlik ve gençlik geçirdim ve hepimizde çeşit çeşit olan travmalarım var. Bazen benzer şeyleri yaşamış birileriyle ya da benzer hislerle hayatını…
Bazı kararlar büyük görünür ama aslında çok küçüktür. Hatta başkalarına anlatınca neredeyse komik durur. “Kendime bir defter aldım” demek, bir hayat kırılmasının ardından söylenebilecek en iddiasız cümlelerden biridir. Ama insan tam da böyle anlarda, iddiasız şeylere ihtiyaç duyar. Toparlanmak kelimesi hep yanlış bir beklenti yaratıyor. Sanki insan bir süre dağılacak, sonra bir sabah uyanıp her…
İnsan bir kayıptan sonra en çok neyi bekliyor, bunu sonradan fark ediyor. Beklenen şey çoğu zaman acının geçmesi değil; eski haline geri dönebilmek. Sanki yaşananlar bir parantezmiş, bir süre sonra kapanacakmış ve hayat kaldığı yerden devam edecekmiş gibi. Oysa kayıp, parantez değil. Daha çok metnin içine giren, cümlelerin yerini değiştiren bir şey. Sevdiğimiz birini kaybettiğimizde…