Kendimle Arkadaş Olma Senesi

Bir saattir bir kafede oturmuş korkularımdan yalnızlık korkumdan yazıyordum. Az önce bir hata ile hepsini sildim 🙂 

Evden kendimi regüle etmek için kaçtım. Ayrılıktan beri beynimde en derinde sakladığım bir korkumun düğmesine basılmış gibi eve girdiğim andan itibaren öyle bir korkuyla yaşıyorum ki.. Sürekli deprem oluyormuş gibi geliyor. Bir ses duyduğumda evdeki eşyaların genleşme sesini bile duysam kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor. Kediler bir sese birşeye odaklandıklarında beynim alarm moduna geçiyor. Deprem geliyor diye bekliyorum. Uyumakta zorlanıyorum ve bazen uykumdan deprem oluyor diye korkarak uyanıyorum. 6-7 saat uyumama rağmen asla uykumu almış ve dinlenmiş uyanamıyorum çünkü bedenim sürekli tetikte asla gevşeyemiyor. 

Ben bunu terapistime anlattım. Bu korkunun kökenini araştırdık. 15 yaşımdaki bir anımı 16 yıl sonra ikinci kez sesli ve detaylı anlattım. O zamanki çaresizliğimi yaşamaktan korkuyorum. O enkaz altında yalnız yardıma gelen kimse olmadan üstümdeki ağır taşlara gücümün yetmemesinden korkuyorum. Kendimi koruyamamaktan korkuyorum. 

Neden şu ana kadar yoktu? Çünkü ben ilk defa gerçekten bu kadar yalnız kalıyorum. Ya çevremde arkadaşım vardı ya hayatımda biri vardı sürekli birileri vardı kolaylıkla ulaşabildiğim ve hayatımda yer kaplayan. Ama şu an kimse yok. Tam anlamıyla kimse.. Yani çok sevdiğim insanlar ihtiyacım olduğunda koşulsuz yanımda olabilecek bir kaç insan var tabi ki ama bana kolaylıkla ulaşabilecek mesafede değiller ya şehir dışında ya yurtdışındalar. 

Bazen kötü de olsa birileri olsa mı diye geçiyor içimden yalan yok. Eski toksik arkadaşlıklarımı bile düşünüyorum. Onlardan biriyle tekrardan arkadaş mı olsam diyorum bazen.. Ama biliyorum ki bunu söyleyen ben değilim. Ben hayatımda kendime bir vizyon çizdim ve buna uymayan kimseye yalnız kalmak pahasına yer yok. Bunu söyleyen ses korku. Beni koruduğunu sanan o korku sesi. 

Özellikle üstüne gidiyorum. Bu sefer sadece yalnız kalmamak için birilerini hayatıma dahil etmeyeceğim. Acelesi yok. Yalnızlıktan ölünmez ya..

Bir de inanıyorum ya. 

Henüz haberin bile olmayan masalarda senin için ayılmış bir sandalye var. 

Daha seni alkışlayacak tüm masalarda oturmadın bile. 

Daha seni sevecek herkesle tanışmadın bile. 

Adını bile bilmediğin şehirlerde senin izlerini bekleyen sokaklar var. 

Daha yolun başındasın; en güzel ‘hoşgeldin’leri duymadın bile. 

Buna inanmak kalbimi ferahlatıyor. O güzel insanlarla yollarım kesişecek ama doğru zamanda. Ben hazır olduğumda. 

Ben ne zaman yalnız kalsam sadece yalnız kalmamak için seçmeden sadece kalabalıklaştırdım etrafımı. Bir de sırf bu yüzden hayatımda olduğunu bildiğim insanlara şöyle bir anlam yükledim aman hayatımdan çıkmasınlar onlar için o kadar kolay ve faydalı olayım ki sakın hayatımdan çıkmasınlar. 

Bu duygu çok tehlikeli bir duygu. Ama bunun da geldiği bir yer var biliyorum. İşte bugün yaşadığım aşırı tetik ve korku haliyle baş edememekten korkmaktan. Ayakta kalamayacağımı düşünmekten. Baş edemeyeceğimi düşünmekten. Yalnız kalınca gerçekten halının altına süpürdüklerimle ilgilenmem gerekeceğinden. Çözmediğim, çözmüş gibi yaptığım herşeyle yüzleşmek durumunda kalacağımdan. 

Tüm bunlarla yüzleşmektense her zamanki gibi beynimin bildiği o koşullu sevgi alanlarında kalarak, iyi olursam severler, onlara kendimden birşey verirsem hayatlarında var olurum, düşünmeden beynime güvenli gelen o toksik yerde kalmayı seçtim. Kolay olan buydu çünkü. 

Ama 2026 senesi ne senesi biliyor musun? O en derinlerdeki sandıkları açma senesi. Yüzleşme, kabul etme ve kendimle temas etme senesi. Önce kendimle arkadaş olma senesi. Küçük Kader’e sarılma onu görme ve ona artık büyüdüğümüzü ve herşeyin geçmişte kaldığını hissettirme senesi. Gerçek sevginin koşullu olmadığını, içten geldiğini ve bunun için layık olman gerekmediğini anlama senesi.