Kendime Bir Defter Almak Gibi
Bazı kararlar büyük görünür ama aslında çok küçüktür. Hatta başkalarına anlatınca neredeyse komik durur. “Kendime bir defter aldım” demek, bir hayat kırılmasının ardından söylenebilecek en iddiasız cümlelerden biridir. Ama insan tam da böyle anlarda, iddiasız şeylere ihtiyaç duyar.

Toparlanmak kelimesi hep yanlış bir beklenti yaratıyor. Sanki insan bir süre dağılacak, sonra bir sabah uyanıp her şeyini yerine koyacakmış gibi. Oysa çoğu zaman toparlanmak, eski düzeni geri getirmek değil. Daha çok, dağınık parçalarla yaşamayı kabul etmek gibi. Eksik ama devam eden bir hâl.
“Son bir defa daha” dediğimiz şeyler vardır. Son bir defa deneyeyim, son bir defa toparlanayım, son bir defa kendime iyi davranayım.
Bu “son”ların çoğu gerçekten son değildir. Ama yine de işe yararlar. Çünkü insanın kendine yönelmesi için bazen böyle küçük, sembolik hareketlere ihtiyacı olur.
Kendine bir defter almak da onlardan biridir. Büyük kararlar almadan, kimseye bir şey kanıtlamadan, sadece “buradayım” demenin bir yolu. Yazmak için değil sadece; yazabilme ihtimalini saklamak için. O defterin boş durması bile bir anlam taşır. Çünkü boşluk, her zaman yokluk değildir. Bazen ihtimaldir.
Bir defter hediye etmek, kendine karşı çok temel bir şefkat biçimi aslında. “Her şey yolunda değil ama seni tamamen de ihmal etmiyorum” demek gibi. Büyük iyileşme cümleleri kurmadan, büyük hedefler koymadan. Sessizce.
Toparlanmak bazen terapi değildir, bazen seyahat değildir, bazen de büyük farkındalıklar değildir. Bazen bir defterdir. Bir kahve. Bir köşeye çekilip kimseyle paylaşılmayacak birkaç satır karalamak. Hatta belki hiç yazmamak ama yazabilirmiş gibi hissetmek.
İnsan kendine böyle küçük hediyeler verdiğinde, hayat bir anda düzelmez. Ama sertliği biraz azalır. Kenarları yumuşar. O gün için yeterlidir bu. Çünkü her iyileşme, büyük bir sıçrama olmak zorunda değildir. Bazen sadece daha az can yakması yeterlidir.
Belki bu yüzden “kendime bir defter aldım” cümlesi, kulağa basit gelse de, insanın kendiyle yeniden temas kurduğunu gösterir. Büyük laflar etmeden, kendini kurtarmaya çalışmadan. Sadece yanında durarak.
Ve belki de toparlanmak tam olarak budur: Kendine, abartısız ama sahici bir hediye verebilmek.