Aynı Kalmamak, Kalamamak

İnsan bir kayıptan sonra en çok neyi bekliyor, bunu sonradan fark ediyor. Beklenen şey çoğu zaman acının geçmesi değil; eski haline geri dönebilmek. Sanki yaşananlar bir parantezmiş, bir süre sonra kapanacakmış ve hayat kaldığı yerden devam edecekmiş gibi. Oysa kayıp, parantez değil. Daha çok metnin içine giren, cümlelerin yerini değiştiren bir şey.

Sevdiğimiz birini kaybettiğimizde ya da hayatımızda önemli bir şey sona erdiğinde, zamanla iyileşiyoruz. Bu doğru. Günlük hayat yeniden kuruluyor, rutinler geri geliyor, gülünecek anlar tekrar ortaya çıkıyor. Ama bu iyileşme, çoğu zaman beklediğimiz türden olmuyor. Çünkü iyileşmek, olan biteni silmek anlamına gelmiyor. Daha çok onunla birlikte yaşamayı öğrenmek gibi bir şey.

Bir süre sonra şunu fark ediyor insan: Eski haline dönmek istemediğini. Bu fark ediş ilk başta rahatsız edici oluyor. Çünkü değişmiş olmak, kontrol kaybı gibi hissettiriyor. Eskiden daha hafif olan bir şey artık daha ağır. Daha kolay verilen tepkiler şimdi daha temkinli. Bazı cümleler ağza gelmeden duruyor. Bazı neşeler ise eskisi kadar yüksek sesle yaşanmıyor.

Ama bu değişim bir eksilme değil. Daha çok yeniden yapılanma gibi. Kayıp, insanın içindeki bazı yerleri boşaltıyor ama o boşluk tamamen boş kalmıyor. Zamanla başka bir dikkat, başka bir hassasiyet yerleşiyor oraya. Daha yavaş bir bakış, daha seçici bir ilgi, bazen de daha fazla susma.

Toplum olarak iyileşmeyi hep “eski haline dönmek” üzerinden tarif etmeye alışığız. “Artık eskisi gibi” dediğimizde rahatlıyoruz. Oysa aynı olmak, her zaman arzu edilen bir şey değil. Çünkü önceki halimiz, bu yaşananları bilmiyordu. Bu deneyimi taşımıyordu. Bugünkü soruları sormuyordu.

Aynı kalmamak, bir başarısızlık değil. Bir kaybın senden bir şeyler alması kadar, sana başka bir şey bırakması da mümkün. Daha gerçek bir duruş, daha az acele, daha fazla farkındalık. Belki biraz daha kırılgan ama aynı zamanda daha dürüst.

Belki mesele kaybın üstesinden gelmek değil. Belki mesele, onun hayatın içinde bir yere yerleşmesine izin vermek. Onu inkâr etmeden, abartmadan, ama yokmuş gibi de davranmadan. Hayat devam ediyor, evet. Ama aynı yerden değil.

Ve belki en zor kabul edilen şey şu: Aynı olmayacaksın. Ama zaten, yaşananlardan sonra aynı kalmak istemezdin. Çünkü o kişi, bu yolu yürümemişti.

Sayfalar: 1 2